Veteriner Ürolojik Cerrahi

Veteriner Ürolojik Cerrahi

Evcil dostlarımızın yaşam kalitesini doğrudan etkileyen, kimi zaman hayati risk taşıyan ve ne yazık ki kedi ve köpeklerde oldukça sık karşılaştığımız sağlık problemlerinin başında üriner sistem (idrar yolları) hastalıkları gelmektedir. Böbreklerden başlayıp üretra ile sonlanan bu karmaşık sistemde meydana gelen taşlar, tıkanıklıklar, tümörler veya yapısal bozukluklar; yalnızca medikal tedavi ile çözülemediğinde veteriner ürolojik cerrahi müdahaleleri zorunlu kılmaktadır. Kliniğimiz bünyesindeki uzman cerrahi ekibimiz, en güncel teknolojik görüntüleme cihazları ve gelişmiş anestezi protokolleri ile minik dostlarımızın ürolojik problemlerini kalıcı olarak çözüme kavuşturmak için her gün hizmet vermektedir. Bu sayfada, uyguladığımız cerrahi prosedürleri, hastalıkların belirtilerini ve iyileşme süreçlerini tüm şeffaflığıyla bulabilirsiniz. 

Ürolojik Cerrahi Nedir ve Neden Gereklidir? 

Veteriner tıbbında ürolojik cerrahi; böbrekler, üreterler (böbrekten idrar kesesine giden kanallar), mesane (idrar kesesi) ve üretra (idrarın vücuttan atıldığı kanal) ile ilgili hastalıkların cerrahi yöntemlerle tedavi edilmesini kapsayan geniş bir disiplindir. Çoğu zaman hasta sahipleri, evcil hayvanlarının idrar yaparken zorlandığını, kanlı idrar yaptığını veya hiç idrar yapamadığını fark ettiklerinde kliniğimize başvururlar. Bu noktada ilaç tedavisinin veya diyet değişimlerinin yetersiz kaldığı; mekanik bir tıkanıklığın, büyük çaplı bir taşın veya bir tümörün söz konusu olduğu durumlarda cerrahi müdahale tek ve kesin çözüm olmaktadır. 

Özellikle erkek kedilerde sıkça görülen idrar yolu tıkanıklıkları (FLUTD), köpeklerde rastlanan inatçı mesane taşları veya travmaya bağlı idrar kesesi yırtılmaları acil cerrahi gerektiren durumlar arasındadır. Ürolojik cerrahinin temel amacı, yalnızca var olan tıkanıklığı veya patolojiyi gidermek değil; aynı zamanda idrar yolu fonksiyonlarını korumak, böbrek yetmezliği gibi ikincil ve geri dönüşü olmayan hasarların önüne geçmek ve hastanın ağrısız bir şekilde normal yaşamına dönmesini sağlamaktır. Kliniğimizde uygulanan her cerrahi prosedür, hastanın genel sağlık durumu, yaşı ve hastalığın evresi titizlikle analiz edildikten sonra, “önce zarar verme” ilkesiyle planlanmaktadır. 

Kedi ve Köpeklerde Cerrahi Gerektiren Yaygın Belirtiler 

Evcil hayvanlarınızın ürolojik bir acil durum veya cerrahi gerektiren bir süreç içinde olduğunu anlamanız, erken müdahale açısından hayati önem taşır. Aşağıdaki belirtiler, üriner sistemde ciddi bir problemin habercisi olabilir ve detaylı bir veteriner hekim muayenesi gerektirir: 

  • Dizüri (Ağrılı İdrar Yapma): Kedi veya köpeğinizin idrar yaparken ağlaması, inlemesi veya huzursuz olması. 
  • Pollakiüri (Sık Sık İdrara Çıkma): Çok az miktarda veya damla damla, ancak çok sık aralıklarla tuvalete gitme isteği. 
  • Hematuri (Kanlı İdrar): İdrar renginin pembe, kırmızı veya koyu kahverengi olması.
  • Strangüri (İdrar Yapmaya Çalışıp Yapamama): Tuvalet pozisyonu almasına rağmen idrar çıkışının olmaması (Bu durum özellikle erkek kedilerde acil ve hayati bir durumdur). 
  • İdrar Kaçırma (İnkontinans): Hastanın yattığı yerde veya yürürken farkında olmadan idrar kaçırması. 
  • Karın Bölgesinde Hassasiyet: Karın bölgesine dokunulduğunda ağrı tepkisi vermesi veya karnın şişkin olması. 

Tanı Yöntemleri: Cerrahi Öncesi Detaylı İnceleme 

Başarılı bir ürolojik cerrahinin temeli, doğru ve eksiksiz bir tanı sürecine dayanır. Kliniğimizde, cerrahi kararı almadan önce hastalığın kaynağını, şiddetini ve yayıldığı alanı belirlemek için multimodal (çok yönlü) tanı yöntemleri kullanmaktayız. Sadece fiziksel muayene, üriner sistemin derinliklerindeki sorunları anlamak için yeterli değildir; bu nedenle ileri görüntüleme ve laboratuvar tekniklerinden faydalanırız. 

Radyografi (Röntgen) ve Ultrasonografi: Dijital röntgen sistemimiz ile özellikle kalsiyum okzalat veya struvit gibi radyoopak (röntgende görülebilen) mesane ve böbrek taşlarının varlığını, boyutunu ve sayısını tespit edebiliyoruz. Ancak bazı taş türleri veya yumuşak doku tümörleri röntgende görünmeyebilir. Bu noktada devreye yüksek çözünürlüklü ultrason cihazımız girer. Ultrasonografi ile böbreklerin iç yapısını, mesane duvar kalınlığını, polipleri ve idrar yollarındaki genişlemeleri detaylı bir şekilde görüntüleriz. Bu kombinasyon, cerrahi planlamanın (kesi yerinin ve tekniğinin belirlenmesi) haritasını oluşturur. 

İdrar Analizi ve Kan Panelleri: Cerrahiye girecek her hastamız için kapsamlı bir biyokimya ve hemogram (kan sayımı) testi uygulamaktayız. Bu testler, böbrek değerlerinin (BUN, Kreatinin) durumunu göstererek anestezi riskini değerlendirmemizi sağlar. Ayrıca alınan idrar örneğinin mikroskobik incelemesi ve kültürü; enfeksiyon varlığını, kristal türünü ve idrarın pH dengesini ortaya koyar. Doğru kristal/taş türünün belirlenmesi, ameliyat sonrası uygulanacak diyet ve koruyucu tedavi protokolü için kritik öneme sahiptir. 

Kliniğimizde Uygulanan Başlıca Ürolojik Operasyonlar 

Veteriner hekimlerimiz ve cerrahi ekibimiz, üriner sistemin farklı bölgelerini ilgilendiren çok çeşitli operasyonlarda derin bir tecrübeye sahiptir. İşte kliniğimizde en sık uygulanan ve yüksek başarı oranına sahip ürolojik cerrahi prosedürler: 

  1. Sistotomi (Mesane Taşı Ameliyatları) 

Kedi ve köpeklerde en sık gerçekleştirdiğimiz ürolojik operasyonlardan biri sistotomidir. Mesane içerisinde oluşan taşların (ürolitlerin) cerrahi olarak çıkarılmasını ifade eder. Taşlar, idrar yolu tıkanıklıklarına neden olarak mesanenin aşırı gerilmesine, hatta yırtılmasına yol açabilir. Ayrıca sürekli olarak mesane duvarını tahriş ederek kronik enfeksiyonlara ve ağrıya sebep olurlar. 

Sistotomi operasyonunda, steril ameliyathane koşullarında karın boşluğu açılır ve mesaneye ulaşılır. Mesane duvarına yapılan kontrollü bir kesi ile içerideki tüm taşlar temizlenir. Bu

sırada, idrar kanallarında (üretra) kalmış olabilecek küçük taşların da yıkanarak (flushing yöntemiyle) çıkarılması sağlanır. Çıkarılan taşlar, laboratuvara gönderilerek analiz edilir; çünkü taşın içeriğini bilmek (struvit, kalsiyum okzalat, ürat vb.), hastalığın nüksetmesini engellemek için hayati önem taşır. 

  1. Perineal Üretrostomi (Erkek Kedilerde İdrar Yolu Ameliyatı) 

Özellikle erkek kedilerde görülen “Feline Alt Üriner Sistem Hastalığı” (FLUTD) sonucunda, idrar yolunun ucunda kum veya mukus tıkacı nedeniyle tekrarlayan tıkanıklıklar meydana gelebilir. Tıkanıklığın sonda uygulamaları ile açılamadığı veya çok sık tekrarladığı durumlarda, Perineal Üretrostomi hayat kurtarıcı bir operasyondur. 

Bu prosedür halk arasında “erkek kedinin dişi kedi anatomisine dönüştürülmesi” olarak yanlış bilinebilir; ancak asıl yapılan işlem, idrar yolunun (üretra) en dar olan uç kısmının cerrahi olarak iptal edilip, daha geniş olan kısmının cilde ağızlaştırılmasıdır. Böylece idrar yolu açıklığı genişletilmiş olur ve kum/kristal gibi materyaller tıkanıklığa yol açmadan rahatça atılabilir. Bu, kompleks ve hassasiyet gerektiren bir mikrocerrahi işlemidir ve uzman ekibimiz tarafından başarıyla uygulanmaktadır. 

  1. Üretral Taşların Giderilmesi (Üretrotomi) 

Bazen taşlar mesaneden çıkıp idrar kanalına (üretra) düşer ve orada sıkışıp kalır. Bu durum tam bir tıkanıklığa ve akut böbrek yetmezliğine yol açabilir. Eğer taşlar “retrograde hidropropulsiyon” adı verilen basınçlı yıkama yöntemiyle mesaneye geri itilemezse, taşın sıkıştığı bölgeye doğrudan cerrahi müdahale (üretrotomi) yapılarak taşın oradan alınması gerekir. Köpeklerde, özellikle penis kemiğinin arkasında sıkışan taşlar için bu yöntem tercih edilebilir. 

  1. Nefrotomi ve Nefrektomi (Böbrek Cerrahisi) 

Daha nadir görülmekle birlikte, böbrek içerisinde oluşan büyük taşlar (Nefrolitler), böbrek fonksiyonlarını bozduğunda veya enfeksiyon kaynağı olduğunda cerrahi müdahale gerekebilir. Böbreğin açılarak taşın alınması işlemine Nefrotomi denir. Eğer bir böbrek tümör, ağır travma veya ileri derecede hidronefroz (böbreğin idrarla dolup şişmesi) nedeniyle işlevini tamamen yitirmişse ve diğer böbrek sağlıklıysa, hasta olan böbreğin tamamen alınması işlemi olan Nefrektomi uygulanır. Bu, ileri düzey bir cerrahidir ve kliniğimizde detaylı ön değerlendirmeler sonucunda uygulanır. 

Ameliyat Süreci ve Anestezi Güvenliği 

Ürolojik sorunları olan hastalarımız genellikle sistemik olarak da etkilenmiş (böbrek değerleri yükselmiş, elektrolit dengesi bozulmuş) hastalardır. Bu nedenle anestezi protokolümüz standart prosedürlerden farklılık gösterir. Kliniğimizde “sıfır risk” hedefiyle hareket edilerek, hasta için en güvenli olan Gaz Anestezisi (İzofluran/Sevofluran) kullanılmaktadır. 

Ameliyat öncesinde hastanın elektrolit dengesi ve sıvı açığı, damar içi sıvı tedavisi ile dengelenir. Operasyon boyunca hastanın kalp ritmi, oksijen satürasyonu, tansiyonu ve vücut

ısısı monitörize edilir. Ürolojik cerrahilerde ağrı yönetimi çok önemlidir; bu nedenle multimodal analjezi (farklı etki mekanizmasına sahip ağrı kesicilerin birlikte kullanımı) uygulanarak, hastanın uyanırken ve sonrasında ağrı hissetmemesi sağlanır. Epidural anestezi gibi bölgesel uyuşturma teknikleri de gerekli görüldüğünde ekibimiz tarafından uygulanmaktadır. 

Ürolojik Cerrahi Sonrası Bakım ve İyileşme Süreci 

Başarılı bir cerrahi, iyileşme sürecinin sadece yarısıdır; diğer yarısı ise titiz bir post-operatif (ameliyat sonrası) bakımdır. Kliniğimizde ameliyat sonrası hastalarımız, idrar çıkışının ve kan değerlerinin takibi için belirli bir süre yoğun bakım ünitemizde misafir edilir. 

Hastanede Takip: Ameliyat sonrası ilk 24-48 saat, böbrek fonksiyonlarının normale dönüp dönmediğini izlemek açısından kritiktir. İdrar sondası takılı olan hastalarda idrar miktarı ve rengi saatlik olarak takip edilir. Serum tedavisi ile böbreklerin yıkanması (diürez) sağlanır. 

Evde Bakım ve Beslenme Yönetimi: Taburcu olduktan sonra sorumluluk size ve bize ortaklaşa düşmektedir. 

  • İlaç Kullanımı: Reçete edilen antibiyotik ve ağrı kesicilerin saati saatine kullanılması enfeksiyon riskini ortadan kaldırır. 
  • Elizabeth Yakalığı: Hastanın dikişlerini yalamaması için yakalık kullanımı, yaranın iyileşmesi tamamlanana kadar zorunludur. 
  • Özel Diyetler (Veteriner Serisi Mamalar): Ürolojik cerrahilerin en önemli parçası beslenmedir. Çıkarılan taşın türüne göre (örneğin Struvit veya Oksalat), hekiminizin önereceği “Urinary” formüllü veteriner diyet mamaların ömür boyu veya belirli bir süre kullanılması, hastalığın tekrar etmemesi (nüks) için şarttır. Bu mamalar idrar pH’ını dengeler ve kristal oluşumunu engeller. 
  • Su Tüketimi: Evcil dostunuzun su tüketimini artırmak, idrar yoğunluğunu azaltarak yeni taş oluşumunu engeller. Yaş mama desteği veya su pınarları bu konuda yardımcı olabilir. 

Kliniğimiz, cerrahi sonrası süreçte de sizi yalnız bırakmaz. Düzenli kontroller, dikiş alımı ve periyodik idrar analizleri ile dostunuzun sağlığını uzun vadede koruma altına alıyoruz. Unutmayın, ürolojik problemler korkutucu olabilir ancak uzman bir ekip ve doğru cerrahi müdahale ile minik dostunuzun konforlu ve sağlıklı bir hayata kavuşması mümkündür.

happy-clients-icon
0 +

Müşteri Memnuniyeti

Professional-vets-icon
0 +

Uzman Hekim

protection-icon
0 %

Güvenli ve Steril

Evcil Hayvanınız İçin En İyisini Tercih Edin

İstanbulVet Veteriner Kliniği, 23 Nisan 2016 tarihinde Veteriner Hekim Fatih Koyuncu kuruculuğunda, minik dostlarımızın yaşam kalitesini artırmak ve hayvan sağlığında üstün standartları yakalamak amacıyla kapılarını açmıştır.

Çalışma Saatleri

Pazartesi – Cuma

9:30 – 20:00 

Cumartesi

9:30 – 20:00 

Pazar

11:00 – 17:00 

Contact Us

Telefon:

+90 535 833 74 40
+90 216 340 4140

Address:

Koşuyolu, Cenap Şahabettin Sokağı No:10, 34718 Kadıköy/İstanbul

Email:

info@istvetklinik.com

İstanbulVet
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.